Eylül, 2003 için Arşiv
30 Eylül 2003
45.caddedeki 45 nolu binanin 8. katinda DSL kurduktan sonra ofise donulmeliydi. Kapiyi acip hoscaklain dedikten sonra asansorun cagirma dugmesine basip beklerken cit cikmayan bir koridorda ayakta dikildigimi farkettim. Ruzgar sesini andiran bir uguldu icerde gezinirken col issizliginda ve yalnizligindaki koridorda bir ben vardim, bir de golgem. Koridor arkama dogur uzayip gidiyordu ve hicbir ofisten ses gelmiyordu. Birden “booooo” diye birsinin cikacagini dusundum ama “cikacagini dusunmekle” kaldim cunku cikmadi. Fakat ben cikacagini dusunerek bile urperdim ulan diye tirsmisken kimbilir hakikaten birisi boooo diye ciksa altima ederim herhalde dedim. Uup urup urperdim dakikalarca ve bu sirada asansor de gelmyereke urperme korosuna bas bariton bir ses ile eslik etmeyi kendine gorev bilmisti. Namussuz asansor gelsene lan dedim, gelmedi. Kimbilir kac dakika sonra icime dolmus afakanlar ve sabirsizlik mantarlari sonrasinda “cinnn” etti ve asansor geliverdi.
Kubrick vari bir gerilim yasadim resmen.

Heheheh Beyniniz döndü di mi?
Yaaa dedim size bana lolo yapmayin diye ama
dinletemedim!
tam uc hafta once dustu camima ilk damla
o gun bugundur yagiyor yagmur
her sabah, her aksam ve her gece
iyiki semsiyemi almamisim diyorum icimden kosarken
islanacaksa insan iste boyle bir yagmurda islanmali!
Laf kategorisinde yayınlandı | Leave a Comment »
29 Eylül 2003
Evet, giderek soguyor New York. Artik cam acik yatilmamasi gerektigini hapsirarak uyanmamdan anlayabiliriz.
Yeni bir aliskanlik turedi simdi, geceleri bilgisayar acik uyuyorum. msn messenger’dan aksedir@hotmail.com ‘u ekleyen beni hatta bulabilir.
Yakinda video kamera ile kayda gecirecegim pirelerin ucuslarini. Hatta rontgenden hoslananlar ozel hayatima sokulmus*allah icin harika bir ozel hayatim vardir, bi senlik bi senlik panayir mubarek* ucretsiz bir ucuncu gozu kullanmaktan ne kadar zevk alacaklar kim bilir?
Pazar ekini okumayan dan din don olsun!

Bir efsane ile yasayan bir dolap.
Acinca dokulur biriktirdigi hikayeler korkusundan
icine bakamadim. Bir basladi mi anlatmaya
kalkamazdik sonra.
Laf kategorisinde yayınlandı | Leave a Comment »
26 Eylül 2003
Elimdeki kagittan kahve bardaginin altindaki karton cikintilar iceri dogru bastiriyordum salak salak.
Ve salak salak bastiriken fazla zorlanmis karton yirtilip kahvenin üstüme bosalmasi sirasina duydum cinlerin kahkahalarini.
Parmaklari ile beni gosterip katila katila guluyorlardi. Ben de kremali sekerli kahvenin üstümde kurumasini beklerken hem salakligima yaniyor hem de bosa giden icilmemis kahve damlalarinin hali tarafindan emilisini bir kurek mahkumu acisina vurmus gozlerimle takip ediyordum.
Hayatimin hicbir kademesinde dokulen bir kahveye bu denli uzuldugumu hatirlamiyorum. Hislenmisim galiba ben en iyisi gidip dondurma yiyeyim..
Laf kategorisinde yayınlandı | Leave a Comment »
25 Eylül 2003
Bugün disarida dolasirken kafamin fazlasyila mesgul mus herhaldeç Buraya yazacak bisi bulmakta zorlaniyorum.
Asil panik birkac gun icinde baslayacak cunku elimde resim kalmadi, yaklasik bir haftadir hic bisi cekemedim halbuki cekmek istedigim bir suru kare vardi.
Bugünlerde yeni harman dergisinde ikinci yazimin cikmis olmasi lazim.
Daha sansursuz ve aksedir.com icin pazareki yazilarim var sirada, da hangi arada yazilacaklar o cok mechul!

Bu saat lanetlenmis gibi
zirt pirt duruyor.
Atmanin vakti geldi ama daha sekillisini bulamadim
henuz!
Laf kategorisinde yayınlandı | Leave a Comment »
24 Eylül 2003
`Hani bazen…` diye baslar gece yarisi radyoda tuhaf konular isledigini zanneden eleman. Arka planda acikli oldugu dusunulerek konmus fakat gayet romantik bir muzik esliginde gece yarisi bebek yokusundan taksi ile etilere dogru yol adlgim bir anda dinleme hatasina dutsum iste boyle bir elemani.
Zannettim ki kimbilir nasil onune dusmus bir siiri okuyup bize duygulu anlar yasatakacak.. sabirsizlikla bekliyorum `hani bazen olur ya…` cumlelerinin bitisini ve son dakika golunu tabikide yiyorum. `Su anda cok degil birazcik uzagimizda musluman kardeslerimiz Bosna’da katledliyorlar.. (giyy giyy keman)`
Kasiliyorum bi an. `Hissiz it` diyesim geliyor. O kadar duyarsizlasmislar artik olum ve oldurmek ile ilgili icerigi muzik esliginde vermek zorunda kaliyorlar, milletin ruhu basmiyor bir turlu.

Central Park
Bir Koprunun altindaki islemelerin arasindan
gozumu uzatinca bunu gordum
Itina ile dusunmeyen beyinler yetistirilir
yazip asmalilar o binlarin tabelalarina!
Laf kategorisinde yayınlandı | Leave a Comment »
22 Eylül 2003
“Bugun hava cok guzel, sanki sen” dedi adam telefonda.
Iki dukkan arasinda mekik dokuyup ayaklari ile yerdeki tozu kaldiriyordu. Heyecanli oldugu asikar.
“I feel you” dedi sonra gokyuzune bakip.
“I feel you feel me” dedi telefonun obur ucundaki ates herhalde ki tutusuverdi adam bir anda, haril haril yandi ici bir sure.

Vizz vizzz vizzz vizzz…
Laf kategorisinde yayınlandı | Leave a Comment »
22 Eylül 2003
Ve evdeki internet sonunda ucusa gecti… Yarim saat suren debelenme sonunda DSL hattimiz tamam ve yayina hazir. Artik aksedir 24 saat hatta olacak
Uyku haram bize (ben ve golgem)
Arsiv bolumunde pazar eklerini bulabilirsiniz.
Metallica Frantic adli klibi cekmis begendim.
Frantic tic tic tic toc!
Frantic tic tic tic toc!

Isinla beni skati!
Ufo gordum ufoooo…
(yalan)
Laf kategorisinde yayınlandı | Leave a Comment »
19 Eylül 2003
Biberli hindi, domates, marul ve amerikan peynirli bagel ile vitaminli sudan olusan kahvaltimin parasini odemek icin sira bana geldiginde, kasiyer her zamanki gibi farki dillerde merhaba demeye basladi. Ben de ona “nasilsin?” dedim. Durdu, ve gulerek “nasilsin” dedi ve “senin dilinde boyle mi?” diye sordu. “Evet oyle” dedim. O da tibetce bana nasilsin dedi ve ekledi “benim dilimde de boyle”.
Arkamdaki kadin da birden atladi ve o da bu sefer ingilizce “nasilsin?” dedi ve lafi yapistirdi: “bu da benim dilimde nasilsin demek” topluca gulustuk ve ben ofise dogru yola koyuldum kahvaltimi tuketmek icin.

Bu adam acaba neden Itfaiyeci olmaya karar verdi?
Ne olacagimiza nasil karar veriyoruz acaba?
Yan dukkandaki adam ne zaman dusundu de cerceve saticisi oldu? Hangi tur bir olaylar zinciri adamin cereve dukkani acmasini sagladi?
Laf kategorisinde yayınlandı | Leave a Comment »
18 Eylül 2003
Leman’in cikardigi Yeni Harman degisinde yazimin ciktigi haberi Ohio’dan geldi ta burnuma kondu! Hay sen bin yasa kuzey yildizi.
Iki dakka iptal oldum.
Cincap bunu okuyunca kos kap bi tane!
Bu sirada oykulu geceleri pikacu esliginde online bir konsorsyum yaparak guncelledik. Fistik gibi oldu
:P:P

Benim gozlugum bunlardan hicbirine benzemiyor.
Belki sag alttan dorduncusune… Heheh dikkatlice bakmak icin ekrana egildiniz degil mi?? heh heh…
Laf kategorisinde yayınlandı | Leave a Comment »
17 Eylül 2003
Lexington Caddesi ustunde gece yarisi bi yerden donerken sinir ve bulaniklik hisleri ile firina verilmis bir haldeydim, ama bu halden cikmanin cabasini da gutmuyor degildim.
Bir kafenin onunde durdum 77 caddeye gelmeden. Baktim acik, daldim iceri. Beyaz sacli yasli tonton bi amca tezgahin arkasindan “istedigin yere otur koc” dedi ben de tezgahin onundeki tabureleri gostererek “burasi iyi mi?” diye cevapladim. Adamin yuzunu gormek bile aslinda sakinlesmeye yetecekti ama duvarda bir resim gordum cercevelenmis ufak bir yasli tonton nine.. Annesiymis siparisleri alan kadinin. “My mama” dedi gulerek.
Derken kola makinesi bozuldu ve amcam ben kahveyi icip not alirken sonra da telefonla konusurken dakiklarca bogustu durdu. Yuzunde “ulan eskiden kola makinesi mi varmis! Ah neydi o gunler” bakislari ile yarim saat suren bogusma, amcamin ve yardimcisinin zaferiyle sona erdi. Bu zafere ortak olmak istedim ama telefonda konusmak zorundayim. Kahvemi bile bitiremeden ciktim sonra. Yine gidecegim yakinda.

“not particularly” dedi…
Laf kategorisinde yayınlandı | Leave a Comment »
16 Eylül 2003
@#$%&!@#$%&!!!!Bilmem anlatabiliyor muyum?

11 Eylül 2003
Laf kategorisinde yayınlandı | Leave a Comment »
15 Eylül 2003
Ofis bombos. Saatler 9′a geliyor ve ben sansrusuz.com icin hazirladigim yaziyi editore gonderdim. Klima coktan susuk ama havalandirma borularindan surekli bir ugultu geliyor. Malesef buradaki havalandirma borulari ufak, yoksa bir gun yandaki odaya bu borulardan surunerek gidebilirdim. Macera filmlerindeki standart prosedur geregi, kahramanimiz emekleme pozisyonunda metalden yapilmis bir koridorda surunur ve yandaki odadaki kanunsuz serefsiz ahlaksiz essekleri pataklamak icin surpriz yapar. Tabi burda yan odada oyle birileri yok, ama bu gercek benim borular buyuk olsa emekleyerek gecip paldur kuldur odaya girip “ben geldimmmm” dememe engel olamaz.

Kahve
Iki dilim ekmek kizartilir, ustlerine
uc farkli ince dilim peynir konur ve
mikrodalga firinda 20 saniye eritilir. biraz
ketcap konur, dilimler peynirler arada
kalacak sekilde ustuste yerlestirilir,
sonra da mideye…
Ayni penyirleri cipslerin ustune koyup
ayni mikrodalga ile cipsleri peynirlemek mumkun.
Aciktim artik. Saat 9 oldu gece basti.
Ben gider…
Laf kategorisinde yayınlandı | Leave a Comment »
12 Eylül 2003
Merkez Park’ta Minik bir havuza (mecburen) hafif uzak bir yerde cimlere oturup oglen yemeklerimizi mideye indirirken ordekleri gorduk. Hayvanlar genelde sakin, fakat ancak ordek olursak anlayacagimiz birkac sebeten dolayi da ara ara heyecanli, bi otarafa bi bu tarafa yuzup duruyorlardi.
Insan da bir cesit hayvandir cikarimindan yola duserek “bir can simidi alip suya giresem ordeklere katilsam ben de o havuzda yasasam bana da yemek atip o huzun parcasi oldugumu kabullenseler” derken aslinda bunun gayet kabul edilebilir bir davranis oldugunu farkindaydim(dik). Ve aci gercek, binlerce insanin buna “delilik” sifatini yakistirip “toplumun huzurunu bozucu hareketten ya hapse ya da timarhaneye” paketleyip gonderecekler sinifina giriyor olusuydu.
Kubilay’i son gorduklerinde uc dort tane NYPD’nin arasinda belinde can simidi yari ciplak debelenirken bagiriyormus: “Kardesim ben bir ordek gibi yasamak istiyorsam bundan size nee? Birakin leaynn”

11 Eylul 2003 Gecesi
Sitarbaks Kafe
Prodigy caliyor ben bunlari yazarken
Mutfaktayim
Musluktan damlayan sular
ritme eslik ediyor
Inhale…Inhale…
You are the victim!
Exhale…Exhale…
- @ -
Laf kategorisinde yayınlandı | Leave a Comment »
11 Eylül 2003
Log:
utanmaz arlanmaz hayirsiz mendebur serseri.. seni gidi maymun kuyrugu kili, traktor contasi, muhabir kalemi ucu seni, kahrolayim emi, sen var ya sen.. sen bir fransiz usulu az pismis salaksin.., duduklu tencere kapagi supurge otu kapi gicirtisi kornison kavanozu dibi degirmen tasi midye kabugu ustundeki yapiskan sey seni….
Insan yolda giderken bir deliye raslarsa iste bu tur bir muhabbet mumkun olabiliyor. Siradanligin disinda yuzebilmenin keyfini cikarabilmek her zaman nasip olmuyor insana; ve o zaman bunu saglayabilen her ne ise ona derin bir saygi sevgi ve baglilik duyuyorsun.

Dayanamadim koydum sonunda…
Bu resmi gormeniz gerekiyordu.
Resmi ceken Fisher’a bin tesekkur!
Laf kategorisinde yayınlandı | Leave a Comment »
10 Eylül 2003
Empire States binasinin 53. katindaki musterinin ofisinde bilgisayar sokup takmak denen rezil bir ugrasi icinde debelenip, bilgisayarlari bu derecede zor acilir ve kapanir kutulara koyan anlayisin yedi sulalesine saygi ve sevgilerimi sunuyordum.
Bir an sustugum sirada, her zamanki klima gurultusunden farkli ve garip bir ses gelmeye basladi kulagima. New York sehrinin ugultusu, azicik aralanmis camdan iceri siziyordu. Once hayret ettim, “gokdelenin camlari nasil acik olabilir?” diye, fakat sonra bu hayreti alip bir kenara koydum, isimi gucumu birakip New York’u cam araligindan dinleyeme basladim. Disarida bahar aylarini andiran gunes parladi, nemsiz bir hava icime doldu.
Neden orda oldugumu, nicin geldigimi ve ne yaptigimi unutuverdim. Sadece sehri dinledim dakikalarca.
11 Eylul’e ragmen bu sehir yasiyor.

Bugun kendime gitar aldim.
Ibanez Akustik Simsiyah.
Yarin oburgun resmini koyarim.
Laf kategorisinde yayınlandı | Leave a Comment »
9 Eylül 2003
Disaridan gelen baskilara daha fazla dayanamayarak cep telefonu almak zorunda kaldim. Tam bir yil ve 6 gun dayandim ama artik bitti bu mucadele. Kaybettim. Yenildim. Ateskes imzalamak zorunda kaldim.
Telefon simdi elimde, kis kis gulerek zafer edasiyla bana bakiyor: “Nasil da aldin beni ama?”. Gicik sey.
Yeni numaram: 1 917 82…
Ne o? Buraya yazacagimi mi zannetiniz yoksa? Heh heh.. Yok oyle.
Yeni sayfa duzeni ve icerigi test asamasina gelmek uzere. Piano piano yapiyorum bisiler.

Central Park, New York
Bu resmi cektigim gun,
hayatimin en guzel gunlerinden biriydi.
Laf kategorisinde yayınlandı | Leave a Comment »
8 Eylül 2003
Butun cmts (cumartesi) gunu ustu acik arabayla yolculuk ederek Ocean Grovy denen okyanus kiyisinda bir yere geldik. Arabanin ustu acik oldugu icin ve benim de sapkam olmadigi icin beynim pisti.
Aksama dogru kaslarimi kaldirdigimda canimin yandigini farkettim. Alnim gunesten yanmis ve kipkirmizi olmustu. Kaslari kaldirmadan “hayir” dememek icin ozel bir caba sarfetmek zorunda kalmak bile insana iste boyle felsefe yaptirabiliyor. Yasami, dogayi sorgulamak istiyorsun, arayislarinin ne zaman bitecegini merak ediyorsun. Halbuki cevap tam onundedir ve sen onu gormuyorsundur..
- Sus Kubilay!
- Tamam tamam sustum!

Ocean Grovy. New Jersey
Ökit Espiri Ornegi
(Duyunca “offf allah belani vermesin igrenc herif”
dedirten espiri)
Eve eli bos gelme, bagel
Laf kategorisinde yayınlandı | Leave a Comment »
4 Eylül 2003
Oyle pis bir hava var ki, butun yaz devam etti ve simdi de ayni pislikte israrini surduruyor. Yaz yagmurunun en gicik yani, ustune birsey alamayacak kadar sicak oldugundan yaninda gayet salak bir ucuncu uvzuv tasimak zorunda birakilman, yani “semsiye”.
Ustune bisi giysen sicaktan eriyorsun, semsiye almasan islaniyorsun… Simdi ninja gibi dolasiyorum. Sirtimdaki cantamin on cebinin agizindan yukari bakan siyah bi sapla dolasiyorum sap sap.

Bir sure sonra ister istemez konusmalar:
“Bla bla bla bla” “Blu blu blo”
Seklinde geliyor, dayanamiyorsun elinde kalem
yaradana siginip ciziyorsun.
Laf kategorisinde yayınlandı | Leave a Comment »
3 Eylül 2003
Mutfak sessiz. Sadece bu satirlari yazarken cikan tus sesleri geliyor. Buzdolabi az once mola verdi, nefes nefese kalmis garibim. Zor tabi 24 saat haftanin her gunu yemekleri soguk tutmak.
Kalorifer bocekleri bile uyuyor herhalde. Halbuki saat daha 10:30 ve gece uzun. Sanirim burda oturasim var uzun uzun.
Birazdan siteyi guncelleyince bilgisayari da kapatacagim. Gerisini bilemeyeceksiniz. Bu eleman n’apti ne etti acaba? Mutfakta uzun uzun neydi onu mesgul edecek olan? Yemek yapmayacagim tabi…
Hala sessiz burasi. Siz de sessiz olun, ses cikarmadan okuyun, ahenk bozulmasin.

Sesin geldigi yone baktim ama kimse yoktu.
Farkettim ki, meger o ses kulakliklardan geliyormus.
Unutmusum cd dinledigimi.
Laf kategorisinde yayınlandı | Leave a Comment »
2 Eylül 2003
Dun, bu sehirde birinci yilimi doldurdum.
Bu zorlu “gecittirilen” bir yilda yanimda olan herkese sevgiler.
Yakinda sitede ufak capta degisiklikler olacak, garipsenmemeli. Biraz buyuyecek, cicek acacak.

Evsizler heryerde
Laf kategorisinde yayınlandı | Leave a Comment »