Empire States binasinin 53. katindaki musterinin ofisinde bilgisayar sokup takmak denen rezil bir ugrasi icinde debelenip, bilgisayarlari bu derecede zor acilir ve kapanir kutulara koyan anlayisin yedi sulalesine saygi ve sevgilerimi sunuyordum.
Bir an sustugum sirada, her zamanki klima gurultusunden farkli ve garip bir ses gelmeye basladi kulagima. New York sehrinin ugultusu, azicik aralanmis camdan iceri siziyordu. Once hayret ettim, “gokdelenin camlari nasil acik olabilir?” diye, fakat sonra bu hayreti alip bir kenara koydum, isimi gucumu birakip New York’u cam araligindan dinleyeme basladim. Disarida bahar aylarini andiran gunes parladi, nemsiz bir hava icime doldu.
Neden orda oldugumu, nicin geldigimi ve ne yaptigimi unutuverdim. Sadece sehri dinledim dakikalarca.
11 Eylul’e ragmen bu sehir yasiyor.

Bugun kendime gitar aldim.
Ibanez Akustik Simsiyah.
Yarin oburgun resmini koyarim.